Muharrem'den bugüne düşen pay
Türk milliyetçiliğinin beslendiği ana kaynaklara baktığımızda, karşımıza kin ve düşmanlık değil; devlet aklı, toplumsal huzur, adalet ve birlik fikri çıkar. Çünkü Türk milletinin tarih boyunca kurduğu büyük medeniyetler, düşmanlıkların üzerine değil, ortak hedeflerin üzerine inşa edilmiştir.
Hiçbir millet geçmişin kavgalarını bugüne taşıyarak büyüyemez. Tarih; intikam almak için değil, ibret almak için okunmalıdır. Kerbelâ da, Sıffin de, Cemel de, insanlığın ve İslam ümmetinin ağır imtihanları olarak değerlendirilmelidir. Bu hadiselerden çıkarılması gereken ders, yeni taraflar üretmek değil; ayrılıkların nelere mal olabileceğini görmektir.
İnanç, düşmanlık üzerine bina edilemez. Kimlik, öfke üzerine inşa edilemez. Medeniyet ise kinle kurulamaz. Kalıcı olan; hakikati aramak, adaleti gözetmek ve insan onuruna saygı duymaktır.
Bugün bizlere düşen görev; asırlar öncesinin siyasi mücadelelerinin hamallığını yapmak değil, onların ortaya çıkardığı acılardan ders çıkarmaktır. Türk milletinin tarihî tecrübesi bize göstermiştir ki birlik ve beraberlik; farklılıkları yok ederek değil, ortak değerler etrafında buluşarak sağlanır.
Bu sebeple Muharrem ayı, sadece matem ayı değil; aynı zamanda muhasebe ayıdır. Kimin haklı, kimin haksız olduğunu tartışmaktan önce, bugün ümmetin ve milletin birliğine nasıl katkı sunabileceğimizi düşünme zamanıdır. Çünkü geleceği inşa edecek olanlar, geçmişin kavgalarına tutunanlar değil; geçmişten ders alıp yarına yürüyenlerdir.
Not olarak eklemek isterim ki; Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa S.A.V dünyayı henüz şereflendirmeden 100-150 yıl evveline dayanan Ümeyyeoğulları ve Haşimoğulları arasındaki mücadeleyi o günkü asabiye gerçekliğini ve yıkıcı sonuçlarını soğukkanlılıkla ve sabırla okumak araştırmak gerektiğine olan inancımı paylaşmak isterim.
Ön kabullerle oluşturulmuş kutsallıklar araştırıldığında daha anlaşılabilir insana mahsus zaaf ve yanlışların neleri doğurduğunu görebiliriz.
Şehid Hz. Hüseyin ve taraftarlarına rahmetler diliyorum.
Abdülkerim EL


