Sessiz Çocuklar Ne Anlatır?
Bazı çocuklar konuşarak değil, susarak anlaşılır. Kalabalık sınıflarda isimleri daha az duyulur; evde sorulara kısa cevaplar verir, duygularını kelimelere dökmekte zorlanırlar. Çoğu zaman “uslu”, “sakin” ya da “sorunsuz” olarak tanımlanan bu çocuklar, aslında en çok anlaşılmaya ihtiyaç duyanlar olabilir. Çünkü sessizlik her zaman huzurun değil; kimi zaman kaygının, kimi zaman güvensizliğin, kimi zaman da anlaşılmamışlığın dilidir.
Sessizlik: Bir tercih değil, çoğu zaman bir korunma biçimi
Bir çocuk konuşmamayı seçiyorsa, bu çoğu zaman söyleyecek sözü olmadığı anlamına gelmez. Aksine, konuşmanın riskli hissedildiği durumlarda sessizlik bir korunma kalkanına dönüşür.
Eleştirilme, yanlış anlaşılma ya da alay edilme korkusu yaşayan çocuk, kendini geri çekebilir.
Ve o sessizlik aslında şunu fısıldar:
“Ben burada kendimi yeterince güvende hissetmiyorum.”
Bu güvensizlik yalnızca okul ortamından değil; aile içi iletişimden, öğretmen tutumlarından ya da akran ilişkilerinden beslenebilir. Çünkü çocuk için güven, kendini ifade edebilmenin ön koşuludur.
Duyguların dili yoksa, sessizlik konuşur
Çocuklar her duyguyu adlandıracak kelimelere sahip değildir. Korku, kaygı, öfke ya da utanç gibi yoğun duygular hissedilir; ancak her zaman ifade edilemez.
Bu nedenle sessizlik, duyguyu bastırmak değil; onu yönetmeye çalışmanın bir yolu olabilir.
Sessiz bir çocuk bazen açıkça söyleyemez ama hissettirir:
“Zorlanıyorum… ama nasıl anlatacağımı bilmiyorum.”
İşte tam bu noktada oyun, çocuğun iç dünyasına açılan en güçlü kapılardan biridir. Kurduğu oyunlar, seçtiği roller ve tekrar eden temalar; söze dökülemeyen duyguların izlerini taşır. Özellikle oyunlarda, çizimlerde ya da davranışlarda tekrar eden temalar öne çıkıyorsa, bunun çocuğun iç dünyasıyla ilişkili olabileceği mutlaka dikkate alınmalıdır.
Sessizliğin arkasında görünmeyen kaygılar olabilir
Sınıfta söz almaktan kaçınan, soru sorulduğunda geri çekilen ya da sosyal ortamlarda yalnız kalmayı tercih eden çocuklarda çoğu zaman performans ve değerlendirilme kaygısı bulunur.
“Yanlış yaparsam ne olur?” düşüncesi, çocuğun iç dünyasında büyüyerek onu sessizliğe iter.
Sürekli eleştirilen, kıyaslanan ya da yüksek beklentilere maruz kalan çocuklar için sessizlik, bir geri çekilme stratejisine dönüşebilir. Böylece çocuk, hata yapma ihtimalini en aza indirmeye çalışır.
Ailede duyulmayan çocuk, dış dünyada da susar
Çocuğun sesinin ilk duyulduğu yer ailedir. Eğer evde sözleri kesiliyor, duyguları küçümseniyor ya da yeterince dinlenmiyorsa; çocuk zamanla kendini ifade etmekten vazgeçebilir.
“Abartıyorsun.”
“Boş ver.”
“Sen anlamazsın.”
Bu cümleler yalnızca bir anı değil, çocuğun iç dünyasında kalıcı izler bırakır.
Ve sessiz çocuk burada şunu anlatır:
“Ben konuşsam da duyulmuyorum.”
Peki, sessiz bir çocuğa nasıl yaklaşılmalı?
Sessizliği ortadan kaldırmaya çalışmak, çocuğu konuşmaya zorlamak değildir. Asıl ihtiyaç, çocuğun kendini güvende hissedeceği bir alan oluşturmaktır.
Yargılamadan dinlemek
Kıyaslamadan kabul etmek
Kısa ama açık uçlu sorularla iletişimi başlatmak
Oyun, resim gibi alternatif ifade yolları sunmak
Ve en önemlisi, çocuğa zaman tanımak
Çünkü her çocuk aynı hızda açılmaz. Bazıları için güven, yavaş yavaş kurulan bir köprüdür.
Sessizlik bir sorun değil, bir mesajdır
Çocuğunuzun derin sessizliği, size hemen “maşallah ne kadar uslu” dedirtmesin…
Çünkü bazı sessizlikler uyumdan çok geri çekilmenin işareti olabilir.
Bırakın çocuğunuz coşku ile konuşsun…
Siz de onu sadece duymak için değil, gerçekten anlamak için tebessüm ederek dinleyin.
Unutmayın:
Bir çocuk konuşmak yerine susuyorsa, bu çoğu zaman “rahatım” değil,
“Zorlanıyorum” demenin başka bir yoludur.
Sessiz çocuklar da zorlanır.
Ve bazen en çok yardıma ihtiyacı olanlar, en az ses çıkaranlardır.
Bu nedenle ebeveynlerin duyarlılığı büyük önem taşır. Eğer çocuğunuzun sessizliği sizi düşündürüyorsa, bir uzmandan destek almak süreci daha sağlıklı anlamanıza yardımcı olabilir. Çünkü çocuklarla yürütülen psikolojik destek süreçlerinde amaç, çocuğu değiştirmek değil; onun iç dünyasını anlayabileceği, kendini ifade edebileceği güvenli bir ilişki alanı oluşturmaktır.
Çünkü her çocuk, duyulduğu ve anlaşıldığı yerde gelişir.
Ve unutmayalım:
Bir çocuğun sesi her zaman kelimelerinde değildir…
Bazen en çok şey, sessizliğinde saklıdır.
Aile Danışmanı Betül Törön

