Uzman Psikolog Yıldız, " Ebeveynlerin en sık yaptığı hatalardan biri, çocuk kaygılandığında hemen onu rahatlatmaya çalışmaktır"
Uzman Psikolog Yıldız, " Ebeveynlerin en sık yaptığı hatalardan biri, çocuk kaygılandığında hemen onu rahatlatmaya çalışmaktır"

Kayıt Tarihi: 07.09.2026 14:37 - Son Güncelleme: 15.10.2026 15:23
Ebeveynlere yeni eğitim dönemi öncesi önerilerde bulunan Uzman Psikolog Esma Yıldız, "Ebeveynlerin en sık yaptığı hatalardan biri, çocuk kaygılandığında hemen onu rahatlatmaya çalışmaktır. Oysa çocuğa ’Korkacak hiçbir şey yok’ demek yerine, ’Şu anda biraz kaygılı olduğunu görüyorum. Yeni bir döneme başlamak bazen zorlayıcı olabilir. Ama bununla başa çıkabileceğine inanıyorum’ demek çok daha işlevseldir. Buradaki temel amaç çocuğun kaygısını tamamen ortadan kaldırmak değil, kaygı yaşasa bile bununla baş edebileceğini deneyimlemesine yardımcı olmaktır" dedi.
Elazığ Medilines Hospital uzman psikoloğu Esma Yıldız, yeni eğitim öğretim dönemi öncesi ebeveynlere uyum süreci hakkında önemli tavsiyelerde bulundu.
Okulların açılmasının çocuklar için yalnızca tatilin sona ermesi ve derslerin yeniden başlaması anlamına gelmediğini dile getiren Yıldız, "Çocuk; uyku ve beslenme düzeninden günlük sorumluluklarına, aileden ayrılma deneyiminden sosyal ilişkilerine kadar pek çok alanda yeniden bir düzene geçmek durumunda kalıyor. Bu nedenle okul döneminin başlangıcı, bazı çocuklar için heyecan verici olduğu kadar kaygı verici de olabilir. Özellikle uzun bir tatilin ardından okula dönüşte isteksizlik, sabahları huzursuzluk, ağlama, ebeveynden ayrılmak istememe, uyku problemleri, karın ağrısı veya baş ağrısı gibi belirtiler görülebilir. Kaygının çocuklarda zaman zaman bedensel belirtiler üzerinden de kendini gösterebildiği bilinmektedir. Burada ebeveynler için önemli olan, çocuğun davranışını yalnızca uyumsuzluk ya da şımarıklık olarak değerlendirmek yerine, bu davranışın altında hangi duygunun bulunduğunu anlamaya çalışmaktır. ’Okula gitmek istemiyorum’ cümlesini duyduğumuzda ne yapmalıyız? Bir çocuk ’Okula gitmek istemiyorum’ dediğinde ilk tepkimiz çoğu zaman onu ikna etmek veya davranışı ortadan kaldırmak oluyor. ’Okulda ne var ki’, Artık büyüdün’, ’Bütün arkadaşların gidiyor’, ’Bunda korkacak ne var’ gibi cümleler yetişkin açısından mantıklı görünse de çocuğun yaşadığı duygunun anlaşılmadığını hissetmesine neden olabilir. Bunun yerine çocuğun yaşadığı duyguyu anlamaya çalışmak gerekir. ’Okula gitme düşüncesi sende nasıl bir duygu oluşturuyor?’, ’Okulla ilgili seni en çok zorlayan şey ne’, ’Okula gittiğinde ne olmasından endişeleniyorsun’ gibi sorular, çocuğun kaygısının kaynağına ulaşmamıza yardımcı olabilir" ifadelerini kullandı.
"Çocuğun kaygısını kabul etmek, kaygıyı büyütmek değildir"
Çocukların okula gitmek istememesinin altında farklı sebepler olabileceğini belirten Yıldız, "Ayrılık kaygısı, arkadaş ilişkilerindeki problemler, akran zorbalığı, akademik başarısızlık korkusu, öğretmenle yaşanan sorunlar veya sosyal ortama ilişkin kaygılar farklı çocuklarda farklı biçimlerde ortaya çıkabilir. Araştırmalar da okul reddi ile kaygı arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Çocuğun kaygısını kabul etmek, kaygıyı büyütmek değildir. Ebeveynlerin en sık yaptığı hatalardan biri, çocuk kaygılandığında hemen onu rahatlatmaya çalışmaktır. Oysa çocuğa ’Korkacak hiçbir şey yok’ demek yerine, ’Şu anda biraz kaygılı olduğunu görüyorum. Yeni bir döneme başlamak bazen zorlayıcı olabilir. Ama bununla başa çıkabileceğine inanıyorum’ demek çok daha işlevseldir. Buradaki temel amaç çocuğun kaygısını tamamen ortadan kaldırmak değil, kaygı yaşasa bile bununla baş edebileceğini deneyimlemesine yardımcı olmaktır. Çünkü çocukların ihtiyacı her zaman kaygısız olmak değil; kaygı geldiğinde onunla baş edebilecek becerileri geliştirmektir. Rutin, çocuk için yalnızca bir program değildir" diye konuştu.
Elazığ Medilines Hospital uzman psikoloğu Esma Yıldız, yeni eğitim öğretim dönemi öncesi ebeveynlere uyum süreci hakkında önemli tavsiyelerde bulundu.
Okulların açılmasının çocuklar için yalnızca tatilin sona ermesi ve derslerin yeniden başlaması anlamına gelmediğini dile getiren Yıldız, "Çocuk; uyku ve beslenme düzeninden günlük sorumluluklarına, aileden ayrılma deneyiminden sosyal ilişkilerine kadar pek çok alanda yeniden bir düzene geçmek durumunda kalıyor. Bu nedenle okul döneminin başlangıcı, bazı çocuklar için heyecan verici olduğu kadar kaygı verici de olabilir. Özellikle uzun bir tatilin ardından okula dönüşte isteksizlik, sabahları huzursuzluk, ağlama, ebeveynden ayrılmak istememe, uyku problemleri, karın ağrısı veya baş ağrısı gibi belirtiler görülebilir. Kaygının çocuklarda zaman zaman bedensel belirtiler üzerinden de kendini gösterebildiği bilinmektedir. Burada ebeveynler için önemli olan, çocuğun davranışını yalnızca uyumsuzluk ya da şımarıklık olarak değerlendirmek yerine, bu davranışın altında hangi duygunun bulunduğunu anlamaya çalışmaktır. ’Okula gitmek istemiyorum’ cümlesini duyduğumuzda ne yapmalıyız? Bir çocuk ’Okula gitmek istemiyorum’ dediğinde ilk tepkimiz çoğu zaman onu ikna etmek veya davranışı ortadan kaldırmak oluyor. ’Okulda ne var ki’, Artık büyüdün’, ’Bütün arkadaşların gidiyor’, ’Bunda korkacak ne var’ gibi cümleler yetişkin açısından mantıklı görünse de çocuğun yaşadığı duygunun anlaşılmadığını hissetmesine neden olabilir. Bunun yerine çocuğun yaşadığı duyguyu anlamaya çalışmak gerekir. ’Okula gitme düşüncesi sende nasıl bir duygu oluşturuyor?’, ’Okulla ilgili seni en çok zorlayan şey ne’, ’Okula gittiğinde ne olmasından endişeleniyorsun’ gibi sorular, çocuğun kaygısının kaynağına ulaşmamıza yardımcı olabilir" ifadelerini kullandı.
"Çocuğun kaygısını kabul etmek, kaygıyı büyütmek değildir"
Çocukların okula gitmek istememesinin altında farklı sebepler olabileceğini belirten Yıldız, "Ayrılık kaygısı, arkadaş ilişkilerindeki problemler, akran zorbalığı, akademik başarısızlık korkusu, öğretmenle yaşanan sorunlar veya sosyal ortama ilişkin kaygılar farklı çocuklarda farklı biçimlerde ortaya çıkabilir. Araştırmalar da okul reddi ile kaygı arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Çocuğun kaygısını kabul etmek, kaygıyı büyütmek değildir. Ebeveynlerin en sık yaptığı hatalardan biri, çocuk kaygılandığında hemen onu rahatlatmaya çalışmaktır. Oysa çocuğa ’Korkacak hiçbir şey yok’ demek yerine, ’Şu anda biraz kaygılı olduğunu görüyorum. Yeni bir döneme başlamak bazen zorlayıcı olabilir. Ama bununla başa çıkabileceğine inanıyorum’ demek çok daha işlevseldir. Buradaki temel amaç çocuğun kaygısını tamamen ortadan kaldırmak değil, kaygı yaşasa bile bununla baş edebileceğini deneyimlemesine yardımcı olmaktır. Çünkü çocukların ihtiyacı her zaman kaygısız olmak değil; kaygı geldiğinde onunla baş edebilecek becerileri geliştirmektir. Rutin, çocuk için yalnızca bir program değildir" diye konuştu.

İtfaiyeye yol vermeyen sürücüye ceza uygulandı, otomobili trafikten menedildi
İletişim Başkanı Duran: 15 Temmuz 10. yıl aktiviteleri bütün coşkusuyla devam etti
TBMM binasına 15 Temmuz'un 10'uncu yılında şehitlerin fotoğrafı yansıtıldı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Liberya Cumhurbaşkanı Boakai ile görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Lübnan Başbakanı Selam'ı kabul etti
Basın mensuplarına yapay zeka destekli medya ve dijital içerik eğitimi
Tüketiciler işlemlerini artık daha kolay ve hızlı bir şekilde gerçekleştirecek
Mimar Sinan’ı kazandı, rotasını New York’a çevirdi
Türk bilim insanlarından Balıkesir-Sındırgı deprem çifti kökenine ilişkin önemli açıklama
Benzer Haberler
